

Jagasaki normal bir kasabada polislik yapan, sevgisiyle yaşayan normal bir genç. Polislik işini sevse de bir o kadar da nefret ediyor. Çünkü Jagasaki'ye göre vurulması gereken kişiler var ve bu onun en büyük isteği/dileği. Bir gün metroda bir tane adam anomoliye dönüşüyor, bunun da sebebi o kişinin en çok istediği şeye dönüşmesinden kaynaklı. Bu güç de uzaydan gelen(sanırım) kurbağa ve baykuşlardan geliyor. Jagasaki orada iken içinde çok fazla vurma arzusu birikiyor ve ona gelen kurbağa ile birlikte isteği/dileği gerçeğe dönüşüyor ve bu güce sahip olupta kontrol edebilen kişiler Fractured Human oluyor, edemeyenler kontrolü kaybediyor ve bir daha insan olamıyor. Manga böyle başlıyor. Konusu gerçekten ilginç ve merak uyandırı. Manga, genellikle toplum, bencillik ve arzular, adalet ve eşitlilik, sevgi ve ilgi üzrine duruyor ve bunları işliyor. Her tema yeri geldiğinde güzelce işleniyor.

Bence manga'nın en iyi karkateri ve gerçekten çok sevdim bu karakteri. Jagasaki ilk başlarda hayattan fazla zevk alamayan biri. Mesela çevresindeki kişiler ona hep sahte gülümseme yapma, kendini zorla gülümsetme diyor. Evet gerçekten kendini zorla gülümseten birisi ve birlikte yaşadığı sevgilisi de hep ona bunu diyor. Birlikte yaşadığı sevgilisi ona hep evlenelim diyor ama Jagasaki kabul etmiyor çünkü Jagasaki gerçekten ne istiyor onu bilmiyor. Bu yüzden Jagasaki hiç bir zaman "Evlenelim" demiyor, hep geçiştiriyor. Bir gün Jagasaki metro da bir "Fractured Human" ile karşılaşıyor bu insan kendini kaybetmiş. Kendi isteği/dileği ile kendini yok etmiş. Jagasaki de "Shoot Them up" diyip onu yok ediyor. Jagasaki'nin bunca zaman istediği şey buydu; Shoot them up. Ama gerçekten bunu istiyor muydu? Veya bu güçü ona ne sağlıyordu? Yaşama isteği mi? Evlenmek mi? Veya sadece vurmak için mi? Hikaye de buna değiniyor, Jagasaki'nin gerçek isteği/dileği ne? Karakter üzerinden bu konuyu çok iyi işliyorlar. Gerçekten bu temaya ve işleniş şekline bayıldım. Jagasaki'nin gidiş yolu bir yerden sonra kendini kaybetmiş Fractured Human'ları öldürmeye çıkıyor. Peki bunu Jagasaki niye yapıyor veya insanlar bunu niye yapıyor, insanlar birbini niye seviyor, insanlar birbiri ile niye vakit geçiriyor? Manga'nın ana temalarından biri bu. İnsanlar gerçekten her şeyi kendi isteği için mi yapıyor, kendi bencilliği için? Jagasai üzerinde buna verilen cevap ise; Evet, Jagasaki tüm bunları kendi için yapıyor veya Clarabelle için. Jagasaki sonunda ne dünya da kıyamet koparken, ne dünyayı, ne insanları, ne kendisini kurtarmak istiyor. Bu yüzden boşluğa düşüyor ama sonradan olan olaylarla yapmak istediği şeyin sadece Clarabelle ile birlikte bir baharı geçirmek olduğuna karar veriyor. Gerçekten Manga'nın ana teması Jagasaki karakteri üzerine çok iyi uyuyor ve bu çok iyi işleniyor. Manga'yı bu konuda çok tebrik ediyorum. Karakterin sorgulamaları veya gelişimleri çok iyi şekilde işleniyor. Çok fazla mükemmel sahneye sahip bir karakter değil veye sahiptir gözümden kaçmıştır ama bildiğim tek bir şey var bu karakter güzel işleniyor ve sonda çok iyi bir gelişim gösteriyor. Bu dünyadaki anlamı arama açısından, bir insanın ne istediğin bulması açısından, bencillik ve yalnızlık açısından çok güzel işleniyor bu karakter. Bu yüzden bu karakteri gerçekten çok sevdim ve favori karakterlerime girdi.Unutmadan şunu da belirteyim; Jagasaki bunu ilk başalarda, Fractured Humans'ları öldürmeyi ilk başlarda eski sevgilisini geri getirtmek için yapıyor. Baykuşun dediğine göre, eğer Bütün kurbağaları öldürürse ve en sonda kendisi ölümüyle birlikte isteğini yerine getirebilecek, öldürdüğü sevgilisini geri canlandırmak ama bunu niye yapacak? Manga burada da bu soruyu sordurtuyor ve buna cevabı ise kendini iyi hissetmek için, onu sevdiğinden veya önemsediğinden değil, ona düzgün davranamadığı için, istediği ilgiyi veremediği için kendini pişman hissediyor ve sırf bu bencil istek için onu canlandırmayı umuyor ama sonra bu istekten vazgeçip bulundurduğu kafasını yakıyor, bu da onun için mükemmel gelişimlerden biri.
Ne için savaşmalısın/hayata devam etmelisin? Tabi ki kendin için, kendi dileğin için

Jagasaki'ye çok benzeyen bir karakter. İkisi de hayatta kaybettikleri/öldürdükleri kişiyi geri canlandırmak istiyor çünkü geçmişte yaptıkları şeyden pişmanlık duyuyor. Tamamen kendi bencillikleri için canlandırmak istiyorlar. Mikazuchi de geçmişte ailesine yeteri kadar vakit ayıramamış biri. Çocuğuna ve eşine yeteri kadar ilgi verememiş biri. Bir gün eşi kalp krizi geçiriyor ve ölüyor bu yüzden çocuğu ile yaşamak zorunda kalıyor. Çocuğu ise onu hep bir kahraman olarak görüyor, eğer onun gibi insanları kurtarırsa annesi tarafından iyi çocuk diye sayılarak sevileceğini sanıyor. Bu yüzden Çocuğu yanında bir Fractured Human vakası olunca kendisi de Fractured Human'a dönüşüp kendini kontrol edemiyor ve bilincini kaybediyor ve Mükazuchi onun kim olduğunu bilmeden onu öldürüyor.
Bu yüzden de hep pişmanlık duyuyor ve onu geri getirmek istiyor ama Jagasaki'nin geçtiği yerlerden o da geçiyor. Gerçekten ne iştiyorum? Bunları niye yapıyorum? Sonra ise kendisi için yaşaması gerektiğini anlıyor ve kendine yeni bir dilek ediniyor; Jagasaki'ye korumak. Onu korurken de ölüyor. Gerçekten çok çarpıcı bir conclusıon ile aramızda veda ediyor. gerçekten beni baya etkileyen bir karakter oldu. Bence Mikazuchi de Manga'nın en iyi karakterlerinden.

Kendisi kısaca Kızlara taciz eden biri. Kendis manga da o kadar yer etmiyor ama bence konuşulması gereken bir karakter. Bu karakter Jagasaki'nin eski arkadaşlarından biri. Gerçekten çok ucube bir tip. Kızların evine kamera koyup onları izleyip masturbasyon yapıyor, aşağılık birisi. Bunları neden yapıyor? Kendini yalnız hissettiği için, kendini bu dünya da tamamen yalnız hissettiği için bunu yapıyor ve bir gün bir güç ediniyor; İstediği kişiyi dilleyerek onu kendine tapmasını sağlıyor. Gücü de kendisi gibi aşağılıkça. Bu karakteri sadece dilek/istek şeyini anlatmak için inceliyorum. Karakterin baştan aşağıya ucube olduğunu biliyorum. Baktığımızda manga da anlatılmak istene mesaja uyuşuyor. Herkes kendi istediği şeyi yapmak istiyor, doğru veya yanlış önemsiz herkes istediği şeyi yapmak istiyor ve bu yüzden diğer insanları kıskanıyor(Bu dediğim şeyi ele alan iki karakter var, onları da açıklayacam.) Bunun yaptığı şeyin sırf yaşamak için diğer insanları öldüren biriyle farklılığı ne? İkisi de sonuçta kendi isteğini gerçekleştiriyor. Burada tacizi meşrulaştırmak istemiyorum ama manganın anlatmak istediği şey bu. İnsanlık bencildir, ne isterlerse onu yapmak ister, hep diğer insanları kıskanır. Bu karakter de manganın anlatmak istediği şeyi çok güzelce ele alıyor, tabi bu ahlak dışı bir şey kesinlikle yaptığı şeyi doğru kılmıyor ama sonuçta yapıyor, yaşamak için yapıyor. Bu karakter de manganın asıl anlatmak istediği şeyi açıklamak için kullanılan karakterlerden biri.
Manga'nın ilk kısımlarında bir süper kahraman takımı vardı ve bu da Manga'nın ileride daha detaylı açıklayacak "Bencillik" kavramını/temasını açıklıyordu. İçinde bulunan kahramanlarımız ne kadar dünyayı Fractured Human'lardan ayırlasala da hepsi bu şeyi kendileri için yapıyordu. Birisi Fractured Human'larla savaşıp herkesin beğendiği bir idol oluyor(Arzulanmak), diğeri elde ettiği popülerliği kullanarak kızları kandırıp onlarla sevişiyor(Şehvet), diğerlerini hatırlamıyorum ama her biri kendi bencillileri için yapıyordu bunu. Ne dünya, ne insanlık, ne ahlak, hepsi kendisi için yapıyordu. Bu karakterler Manga'nın ana mesajını açıklamak için oldukça önemli yere sahipti ve bu yüzden oldukça beğendim bu karakterleri.__

Hayattan bıkmış, her zaman başkarılını kıskanarak hayatını yaşamış bir genç, bir gün kuryelik işini yapyığı sırada bir parti yapılan eve pizza siparişi götürüyor. Götürdüğü sırada içinde çok büyük bir kıskançlık kaplıyor, "Neden ben değilim" diye. Neden bu tarz hayatlar yaşayan, ilişkiler kuran kişi ben değilim. Neden mutlu olan kişi ben değilim. Ve bu kıskançlık arzusuyla bunu bir güce dönüştürerek "Airi" adından kızın bedenini ele geçiriyor ve artık onun bedeninde yaşıyor. Bu karakter baktığımızda gene kötü bir şey yapıyor ve ileride bundan pişman oluyor. Peki bu karakter niye bunları yaptı, tabikide kıskandığı için, sevilmek istediği için? Peki dünyada herkes eşit olsa ve kimse kimseyi kıskanmasa nasıl olurdu? Dünya da istek diye bir şey kalır mıydı? Dünya daha güzel bir yer olur muydu? Manga bunu da sorgulatıyor ve bu şeyleri sorgulatan bir villain de var manga da. Airi'ye dönecek olursak. Kurye adam Airi'nin bedeninde gerçek aşkı aramya başladı. Güzel,Popüler, bir bedene sahipt, peki şimdi gerçek aşkı bulabilecek miydi? İlerlediği bu yolda iki tane ilişki yaptı. İlk ilişkisini yaptığında onu seven kişi onu bir nevi kıskandıracak şeyler yaptı ve Airi de garip davrandı bu yüzden ve ayrıldılar, diğer ilişkisindeki kişi ise de bunu sadece "obje" olarak kullandı ve bu yüzden gene bir ilişki kuramadı, yine gerçekten sevilemedi. Ne kadar güzel ve popüler olsa dahi sevilemedi? Peki sevilmek için gerçekten bunlara ihtiyacın var mıydı? Manga bu soruyu da sorduruyor sana bu karakter üzerinden. Buna muhtemelen hayır cevabı uyuyordu. Airi sonlara doğru kendisi gibi davrandı ve gerçek aşkı buldu. Gerçekten sevidği biri ile birlikte oldu, dileğini gerçekleştirmiş oldu. Bence aşk, sevilmek, ilgi görmek, dış görünüş açısından güzel mesajlar veren bir yolcuğu olan bir karakterdi ve bu yüzden oldukça sevdiğim bir karakter oldu kendisi. Manga için de "İstek" ve "Kıskançlık" kavramını işliyordu.
Manga'nın ana temalarından biri olan bencillik kavramını bize sorgulatan bir karakterdi. İlk başlard savunduğu şey ve yaptığı şey yüzünden kötü gösterilen bir karakterdi, belki de kötüdür bilemem ama gerçekten işlediği/ele aldığı konular gerçekten çok derin ve güzeldi. Mesela Jagasaki sen niye Jagaaan'sın diye soruyordu? Jagasaki de buna cevap veremiyordu. Chiharu'nun isteği; İlginç bir dünya yaratmak ve bunu yaratmak içinde bencil insanlara sahip olması gerek. Bu yüzden gökyüzünden kurbağları herkese verdi. Ryou ve zaichi'ye, Nomen'e veya diğerlerine bunları verdi çünkü ilginç bir dünya istiyordu ve bunu yapmak neye bedel olsa dahi yapmak istiyordu. Chiharu'nun Nomen ile olan güzel bir konuşması var.
"Herkes kendi dünyasının tanrısdır" Herkes kendini haklı sanar, herkes kendi çıkarları için bir yerlere gelmeye çalışır. Herkes kendini ana karakter sanır. benim buradan anladığım şey bu oldu. Eğe herkes aynı olsaydı ilginç olan bir şey olmazdı, değil mi? Chiharu açısından, dünyada herkes farklı olduğu için, kendi istekleri/dilekleri olduğu için bu dünya eğlenceli ve ilginç oluyor. Eğer herkes aynı olsaydı nasıl eğlence olanilirdi bu dünya. Herkes farklı olması gerekiyor ki belirli sınıflandırmalar olsun. Mesela herkesin aynı işi yaptığı bir dünya işlemezdi çünkü diğer işler boşta kalırdı veya herkes aynı görünüşte olsaydı bir kişi bir kişinin içidenki güzelliği nasıl farkedebilirdi(Airi), peki herkes birlikte olsaydı, bir eşi veya sevgilisi olsaydı, yalnızlık nasıl var olabilirdi.(Motomu Robahata) Herkesin farklı bir işi,amacı veya farklı bir görünşü olması gerekli yoksa bu dünya eğlenceli olmazdı ve bizi özel kılan da bu farklılıklarımız. Mangaka bu konuda çok iyi bir fikir sunuyor ve biraz da belki "Ben dünayayı kurtaracam" "Ben iyi birisi olacam" "Arkadaşlık herşeydir" bu tarz ideolojilere sahip kurgusal karakterlerle dalga geçiyor. Şu soruyu sordurtuyor bir insanın gerçek amacı başka bir insanı mutlu etmek olabilir mi? Buna verilen cevap kışaca hayır oluyor. Kimse kimse için elini taşın altına koymaz.

Manga'nın ana temalarından birini işleyen diğer bir karakter. Eğer herkes bir olursa, herkeş eşit olsa dünya daha güzel bir yer olur düşüncesine sahip. Peki bu düşünce bile gerçekten bencillik mi içeriyor? Kendisi gerçekten herkesin mutlu olmasını mı istiyor yoksa içindeki boşluğa bir anlam katmak mı istiyor. Chiharu ile zıt fikirlere sahip olan birisi ama her neticesinde ikisi de bencil biri. İkisi de her şeyi kendisi için yapıyor. Manga bu fikride okuyuculara sorgulatıyor; Herkes eşit olsa mutlu olabilir miydik? Gerçekten Noman haklı mıydı? Bence hayır ve buna maganın cevabı da hayır. Herkes eğer aynı olsaydı kimse farklı olmasaydı bir insanı özel kılan kendi arzusu/bencilliği nasıl var olacaktı. Bencil olmak da gerçekten sorun var mı? Bencillik kötü müdür? Bu soruyu da bize sorgulatıyor. Genel olara iyi bir karakterdi. Ele aldığı konu ile birlikte.
Ryou geçmişte okulda çok fazla zorbalanan bir karakter olmuş. Belirli bir grup tarafından hep bir şiddete maruz kalmış. Zaichi bir gün Ryou ile tanışıyor ve ona yardım ediyor ama bu yardımları kendisine zarar veriyor, çünkü zorba onu da hedef alıyor. Zaichi'nin babası derin bir zorba tarafından tacizci olarak suçlanıyor ve annesi de trafik kazası geçiriyor. Burada Ryou ve Zaichi'nin intikam isteği alevleniyor ve Fractured Human olduktan sonra teker teker bu zorbalardan intikam alıyorlar. Manga da benim için çok önemi olan iki karakter. Hem manganın ana temasını güzel bir şekilde ele alarak islerken hem de kendi yazılmışlıkları da gayet iyi oluyor. Onları haklı buluyorum, zorbalar gerçekten aşşağalık birileri. Ama insan öldürmek ne de olsa yanlış bir haraket.
Güzel bir conclusıon ile de kapatıyorlar. Baya iyi karakterlerdi.
Çizim ve savaş konusunda gerçekten iyi bir manga. Özellikle çizimleri favorilerime girecek kadar iyiydi. Hem çok detaylı hem de özgün bir sanat tarzı var ve bu benim oldukça hoşuma gitti. Bu çizimler güzel savaşlar ile birleşince gerçekten savaş sahnelerini zevkle okutturuyor. Savaş sahneleri gayet anlaşılır çizmiş. Anlamadığım bir savaş sahnesi yok. Kesinlikle bu yönden oldukça puan alacak bir manga.
"Her karakterin kendine ait amaçları ve istekleri var, bu onları kötü bir insan yapar mı yoksa sadece insan mı yapar?" Bu soruyu sordurtuyor. Jagasaki Clarabelle İle birlikte olmak istiyor, Airi sevilmek istiyor, Chiharu İlginç bir dünya istiyor, Nomen eşit bir dünya istiyor, Ryou ve Zaichiö intikam istiyor. Bu onları kötü yapıyor mu? Ahlaken demiyorum, bir insanın bir kişiyi sevmesinin sebebi ona geri sevmesi olması onu kötü yapar mı? Asıl sorulan şey bu çünkü manga da öldürmek kötüdür diye bir görüş var. Burada asıl sorulan şey kendi bencilliğimiz için insanları çıkarları için kullanmak kötü müdür? Aslında baktığımızda herkes bunu yapmıyor mu, mesela seni sevmeyen birisini sevmezsin değil mi? Veya seni övmeyen veya sevmeyen bir dünyayı kurtarmak istemezsin. Burada asıl sorulan şey bu oluyor Çıkar ilişkisi ve bencillik kötü müdür yoksa bu bizi insan yapan şey midir? Bu tema ile seni sorgulatmayı ve bu temayı çok güzel işlemeyi başarıyor bu manga.
Manga bazı yerlerde adaleti de sorgulatıyor. Bu ana mesaj veya tema değil biliyorum ama gene konuşmak gere diye düşündüm. Ryou ve Zaichi tarafından sorgulatılıyor bu tema. Mesela Jagasaki bunları alt ediyor ama sonra Zaichi soruyor ki "Sen de kendi bencilliğin /Kendi sevgilini geri döndürmek için bunları yapıyorsun peki ya benim bana zorbalık eden insanları öldürmenin nesi yanlış" diye soruyor. Yani biz insanları ayıran şeyler ne? Hepimiz kendi isteklerimizi başarmak için bir şeyler yapıyoruz. Mesela fırından ekmek çalan bir hırsız aç kalmamak için çalıyor ve onu yakalayan poliste eve ekmek götürebilmek için yakalıyor. Bu ikisini ayıran şey ne? İkisi de aynı şeyi yapmıyor mu? İkisi de kendi dileklerini yerine getirmek için bir şeyler yapıyor. Manga bunu da bize sorgulatıyordu ama genel olarak bu tema işlenmiyor. Sadece belirli yerlerde işleniyor
Hayatın anlamı nedir? Sevdiğin bir kişini olması mı? Kendisi sevebilmek mi? Bir yuva kurabilmek mi? Pişmanlıklarını gidermek mi? Hayatın anlamı nedir? Manga bunu hem bize sorgulatıyor hem de karakterler de işliyor. Her karakter kendi hayatının anlamını yaratmak için bu dilekleri kullanıyor. Aslında dilek dilkemekte bir sorun yok. Dileğimizin olması bizi insan yapan şey. Peki dilediğin şeyi gerçekten istiyor musun? Mesela Jagasaki uzun bir süre istemediği bir dileyi yapmak için uğraştı ama sonrada farketti. Hem anlam arama ve sonunda anlam bulmayı işledi bu manga, hem de yolundan gittiğin istek gerçeken hayatının anlamı mıdır diye sorgulattı karakterlere. Bu konuda oldukça iyi bir temaydı
Aşk, sevilme, kendini sevme gibi temalarda var biraz bunlar biraz yan tema. Ama bunlar da manga da oldukça işleniyor. Bunları anlattım baya tekrardan anlatmak istemiyorum, sadece bunlarında var olduğunu belirmek için dedim.
Hikaye açısından pek bir beklentim yoktu ama bu beklentimin üzerine çıktı. Bir kaç inceleme okudum/göz attım ve çoğunda hikaye ortalama ama çizimler ve savaşlar mükemmel veya bir yerden sonra tekrara düşüyor diyorlardı ama tekrar etme dışında hiçbiri beni rahatsız etmedi. Tekrar etmesi de beni o kadar rahatsız etmedi. Bence tekrar da etmedi. Tamam savaşlar ve karakterler tekrar etti biraz ama bunları güzel işledi veya build-up oluşturdu. O yüzden bunda bir sorun göremedim. Sonuç kısmı da oldukça iyiydi bence. O kadar detaylı işlemeden sonra güzel bir şey ile bizi karşıladı manga. Finalinden de memnunum. Jagasaki sonunda ne istediğini buldu, dileğini gerçekleştirdi ve hayatına bir anlam kattı. Bunu diğer karakterlde yaptı airi gibi veya chiharu gibi. Chiharu sonda dediği bir söz var. İstek/dilek verilen bir büyü de olabilir(Yani bunu düzgün kullanırsan hayatını mutlu yapabilirsin) veya bir lanet de olabilir(Hayatını zindan eden bir şey) Burada da Fractured Human ile de bir bağlantısı var. Dileğini düzgün kullananlar tamamen kontrolü kaybetmiyordu ama kullananalar kaybedip insan dışı bir şey oluyordu. Yani elindeki isteği güzel kullanırsan bu senin yararına olur. Ve son konuşması da şöyle oluyor "Desire for that is what makes human beautiful" Gerçekten çok hoş ve güzel bir söz. Bu manga bazı şeyleri sorgulattı; Bencillik, sevilmek ve sevmek, toplumsal sorunları, adalet, çıkar ilişkisi,Haytın anlamı ve bir isteğinin olması seni ne yapar sorusuna da güzel şeyler söylüyor. Beklentilerimi kıran ve geçen bir eser oldu. İçinde inanılmaz derin şeyler olmasa dahi(Derin ama o kadar değil) bunları güzel ele alan ve savaş ve mükemmel çizimler ile birleştiren bir eser oldu. Seni hep hikayaye odak tuttu. Seni hiç sıkmadı ve güzel mesajlar verdi ve güzel karakterler işledi. Son zamanlarda okuduğum en iyi eserlerden biri oldu
2.5 out of 4 users liked this review